Hakaret suçu, 5237 sayılı TCK’nın 125. maddesinde düzenlenmiş olup suçun temel halinin cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı veya diğer nitelikli hallerle işlenmesi halinde suçun cezasının alt sınırı 1 yıldan az olamaz. Hakaret suçunun alenen işlenmesi halinde ise suçun cezası 1/6 oranında arttırılır. Örneğin, sokak ortasında polise “gerizekalı” diyen sanık hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan en az 1 yıl hapis cezasına hükmedilecek, sokak ortasında alenen hakaret ettiği için de cezası 1/6 oranında arttırılacaktır.
Hakaret sayılan kelime ve sözler kanunda tek tek belirtilmediği gibi hakaret sayılmayan kelimeler veya sözler de kanunda tek tek açıklanmış değildir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarıyla belirlenen, kategorik bir biçimde hakaret sayılmayan sözler şunlardır:
Beddua niteliğindeki kelime ve sözler. Örneğin, “allah belanı versin”, “allahından bul”, “allah müstahakını versin” şeklindeki sözler beddua niteliğinde sözler olup hakaret suçuna vücut vermemektedir.
Eleştiri veya ağır eleştiri mahiyetindeki kelime ve sözler. Örneğin, bir mahkeme hakimine yönelik “dosyaları okumuyorsunuz, okumadığınız gibi biz okuduğumuz için susturmaya çalışıyorsunuz, bu rezalettir” şeklindeki sözler eleştiri mahiyetindedir.
Kaba hitap ve nezaket dışı kelime ve sözler. Örneğin, bir kimseye yönelik “terbiyesiz” , “ahlaksız” , “siz kimsiniz lan” , “ne mal olduğunuzu biliyorum” şeklindeki sözler kaba söz/hitap mahiyetinde olup hakaret suçu teşkil etmez.
Salt rahatsız edici kelime ve sözler. Örneğin, “sen kendini bilmeyen birisin, cehalet var sende” şeklindeki sözler rahatsız edici nitelikte olup hakaret suçuna vücut vermez.
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir (Y4CD-K.2021/27093).
Hakaret Sayılmayan Kelimeler veya Sözler Nelerdir?
1a. Karaktersiz Herif: Olay günü sanığın, katılana söylediği kabul edilen “işini yapmıyor, karaktersiz herif” şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinde hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y18CD-K.2017/10756).
3a. Sen Ne Kadar Terbiyesizsin : Olay günü sanığın katılana yönelik söylediği iddia edilen “sen ne kadar terbiyesizsin “ şeklinde ve kaba ifade niteliğindeki sözlerinin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/11664).
3b. Polis Memuruna “Terbiyesiz Herifler”: Müşteki polis memurları ile tartıştığı sırada müştekilere hitaben sarf ettiği kabul edilen, “..terbiyesiz herifler ..” biçimindeki sözlerin, nezaket dışı kaba hitap tarzı olup, sövme, somut bir fiil ya da olgu isnadı olarak kabul edilemeyeceğinden hakaret suçu oluşmaz (Y18CD-K.2019/10939).
3c. Bu Yaptığınız Terbiyesizliktir, Ayıptır: Somut olayda sanığın, katılanlara hitaben söylediği “Bu yaptığınız terbiyesizliktir, ayıptır.” sözlerinin katılanların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, (Y4CD-K.2021/10146).
3d. Edepsiz, Terbiyesiz: Hastanede aralarında çıkan tartışmada katılan sanığın sanığa “Allah senin belanı versin” demesi üzerine sanığın da katılan sanığa “edepsiz, terbiyesiz”şeklindeki sözlerinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, beddua ve rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraatı yerine ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y18CD-K.2017/4861).
5a. Lan, Ulan Allahsız: Sanığın, katılana ait cep telefonuna gönderdiği kabul edilen “…Adam gibi cevap versene lan…” ve “…Ulan allahsız beni köyümde öy kullandırmadın sen mardinden oy getirdin bunu hesabını vericen tlf cevap vermemen adamlık mı” şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki mesajlar, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret sayılmazlar (Y18CD-K.2019/10437).
5b. Polise Kimlik Vermeyiz Lan: Sanığın, polis memuru olan olan mağdurlara yönelik sarfettiği “Biz TC polisine kimlik falan vermeyiz lan” biçimindeki kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin, muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle bu mağdura yönelik hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir ((Y4CD-K.2021/26460).
5c. Lan, Sen Ne Utanmazsın: Sanığın katılana mesaj yoluyla gönderdiği ‘‘lan’’ ve ‘‘sen ne utanmazsın’’ biçimindeki kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin, muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle bu mağdura yönelik hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/26139).
5d. Siz Nasıl Polissiniz Lan: Olay günü sanığın, mağdur polis memurlarına söylediği kabul edilen ‘‘siz nasıl polissiniz lan’’ şeklinde sözlerin, muhatapların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/25279).
5e. Siz Kimsiniz Lan, Lan Hepiniz Artistsiniz: Sanığın katılan ile mağdurlara hitaben adliye merdivenlerinde ve nezarethaneye alınacağı sırada söylediği kabul edilen “siz kimsiniz lan,lan hepiniz artistsiniz” şeklindeki sözlerinin katılan ve mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu kabul edilmelidir (Y4CD-K.2021/15523).
7a. Allah Belanı versin, Senin Gibi Doktorun: Suça sürüklenen çocuğun, kendisini muayene eden doktor olan mağdura yönelik sarfettiği “Allah belanı versin, senin gibi doktorun” biçimindeki beddua ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin, muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/21086).
7b. Ölü Kazanının Altında Kalın İnşallah Allah Belanızı Versin: Sanığın söylediği kabul edilen “kömürleriniz ölü kazanında yansın ölü kazanının altında kalın inşallah Allah belanızı versin” şeklindeki beddua niteliğinde olan sözlerin, müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2020/19982).
7c. Gözün Kör Olsun: Olay günü sanığın, mağdura söylediği kabul edilen “gözün kör olsun, nereden verdin bu parayı” şeklindeki beddua ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2017/11725).
14a. Sen Adam mısın?: Sanığın katılana yönelik sarfettiği kabul edilen, “sen adam mısın” biçimindeki sözlerin, nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde olup, hakaret suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/18282).
14b. Tutanak Tutmazsanız Adam Değilsiniz: Sanığın görevli jandarma personeline hitaben söylediği kabul edilen “tutmazsanız adam değilsiniz” şeklindeki sözün muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmayacağı gözetilmelidir (Y18CD-K.2020/546).
14c. Adam Olun Lan: Olay günü sanığın, müştekilere söylediği iddia ve kabul edilen “adam olun lan” şeklindeki sözün, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2019/6516).
14d. Kaç Kuruşluk Adamsın: Sanığın olay günü hastanede yatan çocuğunun bulunduğu yoğun bakım servise gidip eşiyle görüşmesi sonrasında eşinin yeniden aynı servise girmesi için ilgili hemşireden izin alması gerektiğini söyleyen hastane sorumlu hemşiresi olan katılana söylediği “sen kaç kuruşluk adamsın” şeklindeki sözler hakaret suçu oluşturmaz (Y4CD-K.2023/16944).
14e. Okumuşsun Ama Adam Olamamışsın (Doktora): Sanığın, mağdura söylediği kabul edilen “Bu kadın doktor ise ben buna muayene olmak istemiyorum, okumuşsun ama adam olamamışsın.” şeklindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür (Y4CD-K.2023/19336).
14f. Üç Kuruşluk Adamlar (Gardiyanlara): Ceza infaz kurumunda hükümlü olan arkadaşını ziyaret etmek için gelen sanığın yapılan üst aramasına sinirlenerek infaz koruma memurlarına yönelik “üç kuruşluk adamlar bana torbacı muamelesi yapıyor” demek suretiyle hakaret ettiği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın infaz koruma memurlarına yönelik ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; muhatapların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2023/21527).
18a. Düşmanım, Başmüdürün Yalakasısın: Mahkemece, sanığın katılana hitaben söylediği “bundan sonra benim düşmanım başmüdürün yalakasısın” şeklindeki sözleri nedeniyle sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında; kaba söz niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Y4CD-K.2021/153).
20a. Defolun Gidin Burdan: Olay günü sanığın, kamu görevlisi olan acil tıp teknisyeni mağdurlara söylediği kabul edilen “Burdan defolun gidin.” şeklindeki sözünün, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2023/15482).
21a. Polise İnsan Değilsin Demek: Sanığın katılan polis memuruna söylediği iddia edilen “Cezayı yazman hoşuna gitti mi,sen insan değilsin.” şeklindeki sözlerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp nezaket sınırlarını aşan kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir (Y4CD-K.2023/17421).
30a. Ahlaksız Kadın: Katılan Devlet Hastanesinde diş hekimi olarak görev yapmaktadır. Sanığın, katılana hitaben “ ahlaksız kadın, sen kimsin, kendini ne zannediyorsun, oraya bizim sayemizde geldin” şeklindeki sözleri nedeniyle sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında; kaba söz ve ağır eleştiri niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın hakaret suçundan beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesinin, hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır (Y18CD-K.2017/1204).
37a. Doktorların Yüz Karası: Olay günü sanığın yazdığı dilekçe içeriğinde yer alan “Bana yapılanı asla yapanın yanına bırakmam… Bugünden itibaren doktorun anlayacağı dilden konuşmaya onu da bülbül gibi konuşturmaya karar verdim…. Ben bu kötünün hakkından tek başıma gelmeyi de bilirim… Onu benden saklandığı …nin yedi kat dibine de kaçsa çıkarıp, yaptıklarının hesabını sormazsam onun kadar aciz ve namerdim… O insanların ve doktorların yüz karası…” şeklindeki ağır eleştiri niteliğindeki sözlerinin, mutabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden yetersiz gerekçeyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2023/15562).
37b. Hekim Değilsiniz Kasapsınız: Sanığın, doktor olan katılan tarafından kendisine yapılan diş protezinden memnun kalmaması nedeni ile katılana hitaben “Siz hekim değilsiniz kasapsınız, burayı işgal ediyorsunuz, hastaları baştan savuyorsunuz.” şeklinde sözler söyleyerek hakaret ettiğinden bahisle cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında beraat kararı verilmesi hukuka uygundur (Y4CD-K. 2023/19478).
39a. Avukat Bozuntusu: Sanığın şikayetçi avukata “Avukat bozuntusu, sen kimsin lan.” şeklinde onur ve saygınlığını rencide edecek biçimde hakaret ettiği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılana yönelttiği sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurları oluşmaz (Y4CD-K.2023/13396).
39b. Avukata Yalancısın Demek: Sanığın savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, alacaklı vekili olan şikayetçi avukata karşı söylediği kabul edilen “sen ne biçim avukatsın, yalancısın” şeklindeki sözlerinin yapılan icra takibinin haksız olduğunu bildirmeye matuf olması karşısında, yasal olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2014/12843).
Hakaret Sayılan Kelime ve Sözler
Bir kişiye “şerefsiz”, “haysiyetsiz”, “geri zekalı”, “aptal”, “salak”, “hayvan”, “müsvedde” , “pislik” , “alçak” , “fahişe” vb. gibi sözler söylemenin hakaret suçunu oluşturacağı kuşkusuzdur. “Hırsız”, “rüşvetçi”, “adi” , “sahtekar”, “dolandırıcı” gibi kelimeler de hakaret suçu oluşturur.
“Eşek”, “köpek”, “öküz” “it” vb. hayvan isimleriyle hitap etmek de hakaret suçuna vücut verir.
Amk vb. kısaltmalarla sosyal medya üzerinden yazılan yazılar hakaret suçu oluşturur.
Kişiye isnat edilen somut olgu kişinin mevcut fiziksel veya psikolojik bir özelliğine vurgu yapsa da hakaret suçunu oluşturur. Örneğin, aksayarak yürüyen birine “allahın topal adamı” demek, gözü görmeyen birine “kör herif” demek hakaret suçunun oluşmasına neden olur.
Hakarete uğrayanın kişisel özellikleri dışında kalmak şartıyla kendisine isnat edilen fiil veya olgu ispatlandığı takdirde hakaret suçu oluşmaz. Örneğin, “sen Ayşe’nin eşyalarını çaldın” denildiğinde, bu olgu ispatlanırsa hakaret suçu oluşmaz. Fakat, daha önce işlediği bir hırsızlık suçundan sabıkalı olan kişiye, “sen hırsızsın” demek hakaret suçudur.
Hakaret suçunu teşkil eden fiiller, sözle işlenebileceği gibi yazı, şekil, görüntü, el işareti veya mimiklerle de işlenebilir. Örneğin, bir kişinin çalışma masasına insan dışkısı koymak.
Sanığın, suç tarihi itibariyle kendisinden kıdemli olan katılana yönelik olarak, sağ elinin işaret parmağı ile orta parmağının arasına baş parmağını sokup yumruk haline getirerek ve kolunu ileriye doğru uzatarak “nah yaparsın” dediği, sözlerinin ve el hareketinin, Türk toplum kültürüne göre hakaret niteliği taşıdığı; aynı gün, katılanın, yazılı savunmasını istemesi üzerine, koridorda katılanla karşılaşan sanığın, katılana yönelik olarak “millete baskı ile ifade imzalatmak değil, adam ol adam” dediği, sanığın anılan sözleri ve hareketi ile amiri olan katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide etmek suretiyle amire hakaret suçunu işlediği gözetilmeden mahkumiyeti yerine suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesi, bozam nedenidir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi-K.2020/6332).
Hakaret Suçunun Cezası
Hakaret suçunun cezası TCK m.125’te düzenlenmiştir:
(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.
Hakaret Suçunda Eleştiri, Ağır Eleştiri ve İfade Özgürlüğü
(Yargıtay 4CD-K.2020/21012 )
Ceza Genel Kurulu’nun 14/10/2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.
Anayasa’nın 26. maddesinde, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye’nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen “bilgi” ve “fikirler” için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM’e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde “demokratik bir toplum”dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.
Nitekim Anayasa’nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. paragrafı, kamu makamlarının bu özgürlüğün kullanılmasına getirebilecekleri sınırlama rejimini düzenlemektedir. Önemine binaen, ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleler çok istisnai hallerde kabul görmekte ve Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. paragrafının öngördüğü sınırlama kayıtları dar yorumlanmaktadır. Bu nedenle, bir kamu makamının ifade özgürlüğüne yaptığı “müdahalenin gerekliliği” mutlaka ikna edici bir şekilde açıklanmalıdır. Sözleşme’nin anılan maddesinde, belirtilen “gerekli” olma koşulu, müdahalenin bir ‘toplumsal ihtiyaç baskısına karşılık gelmesi ve özellikle izlediği meşru amaçla orantılı olması anlamına gelir. Bir müdahalenin bu kriterleri yerine getirdiği ve dolayısıyla haklı olduğu, ulusal makamların gösterdiği gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olmasıyla anlaşılabilecektir.
Gerek Anayasa gerekse Sözleşme hükümlerine uygun davranılmaması, devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerine aykarı hareket etmesi anlamına gelebilecektir. Zira, negatif yükümlülük kapsamında yetkili makamlar, zorunlu olmadıkça ifadenin açıklanmasını ve yayılmasını yasaklamamalı ve yaptırımlara tabi tutmamalı; pozitif yükümlülük kapsamında ise ifade özgürlüğünün gerçek ve etkili korunması için gereken tedbirleri almalı ve denge unsurunu sağlamalıdırlar. Aksi takdirde AİHM, kişinin şeref ve itibarının haksız bir saldırı altında olmasına rağmen ulusal mahkemeler tarafından gereken ölçüde korunmadığı gerekçesiyle AİHS’nin 8. maddesi açısından ihlal kararı verebilmektedir. Zira AİHM açısından, başvuranların özel hayata saygı hakkı ve ifade özgürlüğü eşit derecede önemlidir. Denge unsurunun sağlanmasında içtihatlara göre göz önünde bulundurulması gereken temel ilkeler ise, başvuruya konu ifadelerin kamu yararına ilişkin tartışmaya katkısı, ifade sahibinin tanınırlığı ve daha önceki tutumları, ifadenin içeriği, şekli ve etkileridir.
AİHM, birçok içtihadında Sözleşme’nin 10. maddesinin sadece ifade edilen düşünce veya bilginin esasını değil, aynı zamanda bunların aktarılma biçimlerini de güvence altına aldığını belirtmiştir. Bu anlamda, AİHM içtihatlarında, basın, toplumun sözcülerinden biri olarak kabul edilmekte ve herkesin kamuoyunu ilgilendiren bilgileri edinme hakkı bulunduğu düşüncesiyle, kamuyunu ilgilendiren konulara dair bilgi ve fikirleri vermeyi sağlayan basın özgürlüğüne ayrı bir önem atfedilmektedir. AİHM’e göre, öncelikle ifadelerin bir olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğu belirlenmelidir. Zira olgu isnadı kanıtlanabilir bir husus iken, bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi dahi ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilecektir. Yargılamaya konu olan ifadeler eğer bir değer yargısı içermekte ve somut bir olgu isnadından bahsedilemeyecekse, değer yargılarını destekleyecek ‘yeterli bir altyapının’ mevcut olup olmadığı AİHM tarafından göz önünde bulundurulmaktadır. Zira değer yargılarının dahi belli düzeyde olgusal temel içermesi gerektiği kabul edilmektedir. Öte yandan, hiçbir veriye dayanmayan ve hiçbir altyapısı bulunmayan bir değer yargısı AİHM tarafından da ifade özgürülğü sınırları içerisinde kabul görmemektedir.
Sonuç olarak, gerçek dışı olgulara dayalı iddia olarak nitelenen açıklamalar bakımından AİHM, başvurucuların bu tür ifadelerin ortaya konulmasından ve yayınlanmasından sorumlu olup olmadıklarını ve bu tür bilgilerle diğer kişileri aldatmayı amaçlayıp amaçlamadıklarını dikkate almaktadır.
Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.
Dabrowski /Polonya davasında, bir gazeteci yerel bir siyasetçi ile ilgili devam etmekte olan ceza yargılamasına dair yazdığı yazıların gazetede yayınlanmasının ardından hakaret suçundan mahkûm olmuştur. Başvuran, hakaret ettiği iddia edilen belediye başkanının, hırsızlık suçundan cezaalmasının ardından ‘soyguncu belediye başkanı’ olarak tanımlamıştır. AİHM, bu başvuruda, 10. maddenin ihlal edildiğine karar verirken, gazetecinin bir dereceye kadar abartma hakkına sahip olmasına ve belediye başkanının kamuya mal olmuş bir kişi olarak, bazıları olgusal temelden yoksun olmayan değer yargısı olarak değerlendirilebilecek eleştirilere karşı, daha fazla hoşgörü göstermek zorunda olmasına özel bir ağırlık vermiştir (Dabrowski /Polonya ,18235/02, 19/12/2006)
Lingens/Avusturya davasına konu olan olayda ise, Avusturya’da 1975 yılında yapılan seçimlerden sonra, bir gazeteci olan başvuran Lingens, geçmişinde Nazi faaliyetleri bulunan bir siyasetçi ile koalisyon kuracağını açıklayan Federal Şansölye Bruno Kereiski’yi eleştiren yazılarında, “ahlaksızca”, “yüz kızartıcı”, “en adi türden fırsatçılık” ifadelerine yer vermiştir. Başvuranın para cezasına mahkum olduğu bu davada AİHM, politikacıların kendilerine yöneltilen ağır eleştirilere tahammül etmek durumunda olduğunu vurgulamış ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. AİHM, içtihatlarını tekrar ederek, siyasetçilerin eleştirilere özel kişilerden daha fazla hoşgörü göstermesi gerektiği ilkesine dayanmış ve mahkûmiyetin ifade özgürlüğüne orantısız bir müdahale oluşturduğuna hükmetmiştir. Hararetli siyasi tartışmaların yaşandığı bir arka plan ışığında, başvurucunun açıklamaları, saldırgan olmakla birlikte hakaret niteliğinde görülmemiştir (Lingens/Avusturya, 9815/82, 08/07/1986) Eon/Fransa davasında AİHM, bir siyasî eylemcinin, 2008 yılında Fransa Cumhurbaşkanı‘nın ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı korteji geçmek üzereyken, üzerinde “Defol git, salak herif” yazılı bir pankart açarak Fransa Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekten hüküm giymesini incelemiştir. AİHM, bu içtihadında yerginin, pek çok kez, özünde var olan abartma ve saptırma vasıfları yoluyla, doğal olarak kışkırtmayı ve galeyana getirmeyi amaçlayan bir sanatsal ifade ve toplumsal eleştiri biçimi olduğunu belirttikten sonra, ceza verilmesinin, güncel konular hakkında yergi niteliğinde ortaya konulan ifade biçimleri üzerinde bir soğutma etkisi yapmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir. Bu tür ifade biçimlerinin kendisi, kamu menfaatini ilgilendiren sorunların serbestçe tartışılmasında oldukça önemli bir rol oynayabilmektedir ki; serbest tartışma olmadan demokratik toplum mümkün olamaz (Eon / Fransa, 26118/10, 14.03.2013)
İnceleme konusu somut olayda; olay tarihinde mağdurlar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı … ve Adalet ve Kalkınma Partisi 24. Dönem Artvin Milletvekili …’ nın Artvin ilinde miting düzenlemek üzere bulunduğu, … ve …’ nın Artvin Valiliğinin arka kapısından çıkarak miting alanına gitmek üzere yürüdükleri sırada sanık …’ nun … ve …’ ya yaklaşık 5,5 metre mesafeden iki kere yumurta atması sebebiyle üzerine atılı kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği iddiası ile dava açılıp, sanığın mahkumiyetine dair karar verilmiştir. Sanığın, olay tarihinde miting alanında mağdurlara yumurta atması şeklindeki eyleminin hangi suçu ya da suçları oluşturduğu tartışıldığında,
Öncelikle kabul edilmelidir ki, zaman zaman başvurulan yumurta atmak suretiyle tepki gösterme eyleminin tamamen demokratik tepki kapsamında kabulü olanaksızdır. Bir yöntem olarak başvurulsa dahi, demokratik tepki sınırlarını aşan, içinde şiddeti de barındıran bir eylem türüdür. Demokratik toplumun vazgeçilmez özellikleri çokseslilik, hoşgörü ve açıkfikirliliktir. Şiddet içeren eylemlerin ise demokratik toplumda ifade özgürlüğünden ve hukuki korumadan yararlanması düşünülemez.
Yukarıda AİHM ve YCGK kararları ışığında yapılan değerlendirmede sanığın eylemi hakaret suçunu oluşturmadığından beraat yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir.
Yorum Yaz
Yorum yapmanız için giriş yapmanız gerekmektedir. Lüften giriş yapınız.
Yorum Gönder