Kaçak Şüpheli veya Sanık Nedir? (CMK 247-248)
Kaçak şüpheli veya sanık, hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişidir (CMK m.247/1). Kaçaklar için firari terimi de kullanılmaktadır. Kaçakların yargılanması, 5271 sayılı CMK’nın 247-248. maddelerinde düzenlenmiştir.
Kaçak şüpheli/sanık ile gaip sanık birbirine karıştırılmamalıdır. Kaçak şüpheli veya sanık bilinçli bir şekilde soruşturma veya kovuşturmadan kaçmaktadır. Oysa gaip sanığa ulaşılamamasının nedeni kaçması değildir, gaip sanık yargılamadan haberdar değildir veya başkaca bir nedenle yargılamaya katılamamaktadır.
Kaçak şüpheli hakkında soruşturma yapılarak kamu davası açılabilir. Kaçak sanık hakkında kovuşturma da yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, kaçak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilemez (CMK m.247/3).
Kaçaklık Kararı Verilmesinin Şartları
Kaçaklık kararı; soruşturma aşamasında şüpheli hakkında soruşturmayı yapan savcılık, kovuşturma aşamasında sanık hakkında ceza davasının açıldığı mahkeme tarafından verilebilir. 5271 sayılı CMK’nın 247/2 maddesine göre kaçaklık kararı verilebilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir:
Şüpheli veya sanık bilinçli bir şekilde, hakkında bilgi sahibi olduğu soruşturma veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla hareket etmelidir.
Soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını amaçlayan şüpheli veya sanık, yurt içinde saklanmalı veya yabancı ülkede bulunmalıdır.
Şüpheli veya sanığın saklanması veya kendisine ulaşılmasını engellemesi nedeniyle mahkemenin kendisine ulaşamaması gerekir.
Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (TCK m. 76, 77, 78),
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (TCK m.79, 80),
Hırsızlık (TCK m. 141, 142),
Yağma (Gasp) suçu (TCK m. 148, 149),
Güveni kötüye kullanma (TCK m. 155),
Dolandırıcılık (TCK m. 157, 158),
Hileli iflas (TCK m. 161),
Uyuşturucu madde imal veya ticareti suçu (TCK m. 188),
Parada sahtecilik suçu (TCK m. 197),
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m. 220),
Zimmet suçu (TCK m. 247),
İrtikap suçu (TCK m. 250),
Rüşvet suçu (TCK m. 252),
İhaleye fesat karıştırma (TCK m. 235),
Edimin ifasına fesat karıştırma (TCK m. 236),
Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (TCK m. 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),
Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (TCK m. 309, 310, 311, 312, 313),
Silahlı örgüt (üyelik, yöneticilik) suçu (TCK m. 314) veya bu örgütlere silah sağlama (TCK m. 315),
Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (TCK m. 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (TCK m. 12) suçları,
Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
Kaçaklık Kararı Verilmesinin Sonuçları
Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Mahkeme kaçak sanık hakkında her türlü yargılama işlemini yapabilir, ancak sorgusunu yapmadan mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı veremez. Bu kararların verilebilmesi için kaçak sanığın ortaya çıkarak mahkeme önüne gelmesi ve savunma yapması gerekir. Kaçak sanık hakkında gıyabında mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilememesi savunma hakkı ile doğrudan bağlantılıdır. Savunma hakkı tanınmadan verilen hüküm adil yargılanma hakkını ihlal edecektir.
Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat görevlendirilmesini ister.
Soruşturmada veya iddianame ile dava açıldıktan sonra kovuşturmada sanığın kaçak olduğu sonucuna ulaşan savcılık veya mahkeme her türlü delili toplayabilir. Örneğin, tanıklar dinlenebilir, müzekkere ile toplanması gereken deliller toplanabilir, keşif, yer gösterme vs. yapılabilir. Savcılık kaçak şüpheli hakkındaki her türlü işlemi yazılı, hızlı ve soruşturmanın gizliliğine riayet ederek yapmalıdır. Mahkeme ise, kaçak sanık hakkında duruşma yapmadan işlemler yapabileceği gibi açık duruşma yaparak da her türlü yargılama işlemini yapabilir.
Cumhuriyet savcısı, soruşturma aşamasında kaçak şüphelinin ifadesini almadan da iddianameyle ceza davası açabilir.
Kaçak sanık veya şüphelinin mallarına el koyma tedbiri, sadece yukarıda açıkladığımız kaçaklık kararı verilebilecek suçlar açısından zorlama amaçlı uygulanabilir.
Elkonulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoyma tedbirine ilişkin genel hükümler uygulanır. Tedbirlere ilişkin kararların özetinin bir gazetede ilânına sulh ceza hâkimince veya mahkemece karar verilebilir (CMK m.248/3).
Sulh ceza hâkimi veya mahkeme elkoymaya karar verdiğinde, kaçağın yasal olarak bakmakla yükümlü bulunduğu yakınlarının alınan tedbirler nedeniyle yoksulluğa düşebileceklerini saptarsa, bunların geçimlerini sağlamak üzere, elkonulan mal varlığından sosyal durumları ile orantılı miktarda yardımda bulunulması konusunda kayyıma izin verir.
Bu kararlara karşı, itiraz kanun yolunun genel hükümlerine göre itiraz edilebilir.
Kaçak Sanık Hakkında Yakalama veya Gıyabi Tutuklama Kararı ve İtiraz
Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir (CMK m.98/4). Hakim veya mahkeme, kaçak sanık hakkında her zaman yakalama emri düzenleme yetkisini sahiptir.
Tutuklama, hukuki niteliği itibariyle koruma tedbiridir. Koruma tedbirleri, yargılamanın daha sağlıklı yapılmasını sağlayan geçici tedbirlerdir. Tutuklama, delillerin korunması, şüpheli veya sanığın kaçmasını önleme vb. gibi nedenlerle hakim veya mahkeme tarafından geçici olarak başvurulan bir koruma tedbiridir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) genel olarak gıyabi tutuklama kurumu bulunmamaktadır. Sadece kaçakların yargılanması sırasında kaçaklar hakkında gıyabi (yokluğunda) tutuklama kararı verilebilir. Kaçak şüpheli veya sanık hakkında sulh ceza hâkimi veya mahkeme tarafından yokluğunda (gıyabında) tutuklama kararı verilebilir (CMK m.248/5). Kaçak şüpheli veya sanık hakkında CMK 100. maddesi ve sonraki maddeleri çerçevesinde tutuklama kararı verilebilecektir. Kaçak hakkında tutuklama kararı vermeden önce tutuklama şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği kararda tartışılmalıdır. Tutuklamanın genel şartları yoksa, kaçak şüpheli veya sanık hakkında gıyabi tutuklama kararı verilemez. .
Yakalama veya gıyabi tutuklama kararı verilebilmesi için sanık hakkında daha önce kaçaklık kararı verilmiş olmasına gerek yoktur.
Soruşturma aşamasında kaçaklık kararı verilmişse, gıyabi tutuklama kararı vermeye sulh ceza hakimliği görevlidir. Kovuşturma aşamasında kaçaklık kararı verilmişse gıyabi tutuklama kararı vermeye yargılamayı yapan mahkeme görevlidir.
Yakalama veya gıyabi tutuklama kararına karşı, itiraz kanun yolunun tabi olduğu genel ilkelere göre iki hafta içinde itiraz edilebilir.
Kaçağa Güvence Belgesi Verilmesi
Ceza mahkemesi veya savcılık, kaçağı mahkeme veya savcılık huzuruna getirmek için yukarıda açıkladığımız her türlü tedbire başvurabilir. Kaçak şüpheli veya sanığı soruşturan veya kovuşturan savcılık veya mahkeme kaçağa ulaşamaz ise kaçak hakkında duruşmaya geldiğinde tutuklanmayacağına dair bir “güvence belgesi” düzenlenebilir. Güvence belgesinin verilmesiyle birlikte şüpheli veya sanığın duruşmaya geldiğinde tutuklanmayacağı kabul edilmiş olunur. Mahkeme veya soruşturmada sulh ceza hakimliği, kaçak şüpheli veya sanık hakkında duruşmaya gelmesi hâlinde tutuklanmayacağı hususunda verdiği güvence belgesini bazı koşullara bağlayabilir (CMK m.246/1).
Güvence Belgesinin Hükümsüz Hale Gelmesi
Tutuklamama güvencesini içeren güvence belgesi bazı hallerde hükümsüz hale gelebilir. Kaçak şüpheli veya sanık, hapis cezası ile mahkûm olur veya kaçmak hazırlığında bulunur veya güvence belgesinin bağlı olduğu koşullara uymazsa belgenin hükmü kalmaz (CMK m.246/2). Güvence belgesinin hükümsüz olması halinde şüpheli veya sanık hakkında her türlü koruma tedbirine (yakalama, tutuklama vs.) başvurulabilir.
Mahkeme tarafından kaçak şüpheli veya sanığa verilen güvence belgesi aşağıdaki hallerde hükümsüz hale gelir:
Güvence Belgesi Verilmesi veya Verilmemesi Kararına İtiraz
Kural olarak hakim kararları ile kanunun açıkça gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı üst bir merciiye itiraz kanun yoluna gidilebilir.
Kural olarak, kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde “mahkeme” kararlarına itiraz edilemez, sadece “hakimlik” kararlarına itiraz edilebilir. Güvence belgesi verilmesi, bir mahkeme kararı ile mümkün olmaktadır. Mahkeme kararı olmasına rağmen güvence belgesine itiraz edilebilir. Çünkü, kaçakların yargılanmasına ilişkin CMK m.247/7-8 hükümleri açıkça mahkeme kararına itiraz edilebileceğini düzenlemektedir. Bu nedenle, mahkeme tarafından güvence belgesi verilmesine ilişkin karara katılan veya savcı; güvence belgesi verilmemesine ilişkin karara sanık veya avukatı itiraz edebilir.
Kanunda açıklık olmamasına rağmen soruşturma aşamasında güvence belgesinin sulh ceza hakimliği tarafından verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ancak, uygulamada soruşturma aşamasında sulh ceza hakimlikleri tarafından şüpheliye güvence belgesi verilmemektedir.
Gaiplik ile Kaçaklık Arasındaki Fark Nedir?
5271 sayılı CMK’da düzenlenen gaiplerin yargılanması ile kaçakların yargılanması benzer usul hükümlerine tabi ise de aralarında birtakım farklılıklar vardır. Gaip ile kaçak arasındaki farklar şunlardır:
Kaçak şüpheli veya sanık bilinçli bir şekilde soruşturma veya kovuşturmadan kaçmaktadır. Oysa gaip sanığa ulaşılamamasının nedeni kaçması değildir, gaip sanık yargılamadan haberdar değildir veya başkaca bir nedenle yargılamaya katılamamaktadır.
Gaiplik sadece kovuşturma aşamasında ceza davası açıldıktan sonra sanık için kullanılan bir terimdir. Oysa, kaçaklık, hem soruşturma aşamasında şüpheli hem de kovuşturma aşamasında sanık için kullanılan bir terimdir.
Gaiplik kararı her suç için verilebilir. Kaçaklık kararı yukarıda açıkladığımız katalog suçlar için verilebilir.
Gaiplik açısından güvence belgesi her suç için verilebilir. Halbuki kaçaklık kararı, yukarıda açıkladığımız katolog suçlarda verilebilir.
Gaip sanığın mallarına el koyma kararı verilemez, kaçak sanığın mallarına savcılık veya mahkeme önüne getirebilmek üzere el konabilir.
Gaip sanık hakkında gıyabi tutuklama kararı verilemez, kaçak sanık hakkında gıyabi tutuklama kararı verilebilir.
Gaip sanık hakkında kamu davası açılsa bile duruşma açılamaz. Kaçak sanık hakkında duruşma açılabilir, ancak hüküm verilemez.
Kaçak Sanık ve Güvence Belgesi Yargıtay Kararları
Kaçakların Yargılanması Yargıtay Kararları
Kaçakların Yargılanması ve Kaçaklık Kararı
Kaçakların yargılanması CMK. 247 ve müteakip maddelerde düzenlenmiştir. 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle yapılan değişiklikle “Hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir.” 02.01.2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 12 nci maddesiyle, Kaçaklık kararı verebilme koşullarını düzenleyen 247/2. fıkrada değişiklik yapılmış ve 01.02.2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. Maddenin son şekli; “Hakkında, 248 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılmış olan şüpheli veya sanığın, yetkili Cumhuriyet savcısı veya mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen zorla getirilme kararı da yerine getirilemez ise, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme;
a) Çağrının bir gazete ile şüpheli veya sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verir; yapılacak ilânlarda, onbeş gün içinde gelmediği takdirde 248 inci maddede gösterilen tedbirlere hükmedilebileceğini ayrıca açıklar,
b) Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak olduğuna karar verir.
(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet kararı verilemez.
(4) Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat görevlendirilmesini ister”
Maddede değişiklik yapılmasının amacı, soruşturma safhasının da sisteme dahil edilerek “kaçaklık” kararının verilme koşullarını basitleştirmek ve kolaylaştırmaktan ibarettir. Değişiklik öncesindeki yasal düzenlemeye göre de kaçaklar hakkında kovuşturma yapılmasına engel hal yoktur (Yargıtay 16. Ceza Dairesi-K.2019/2169).
Kaçak Sanık Hakkında Kovuşturma ve Kamu Davası
İncelenen dosyada, iddianame ile şüpheli hakkında açılmak istenilen kamu davasının 5237 sayılı TCY.nın 292/1.maddesinde yer alan hükümlünün kaçma suçunu oluşturduğu, şüpheli hakkında çıkarılan yakalama kararına karşın bir yılı aşkın sürede yakalanamadığı nedeniyle ifadesi alınamadan kamu davasının açılmak istenildiği, buna karşın davanın açıldığı sulh ceza mahkemesince, “kaçaklarla ilgili olarak yargılama yapılabilmesi için suçun TCK.nun 248/2-a maddesi kapsamında bulunması gerekir ve şüphelinin bulunduğu yer belirlendikten sonra kovuşturma işlemlerine başlanılmalıdır” görüşüyle iddianamenin iade edildiği, C.Savcısının itirazını inceleyen mercii Bozüyük Asliye Ceza Mahkemesinin de aynı görüşte itirazın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
Kaçakların yargılanması, 5271 sayılı CYY.nın 247, 248. maddelerinde düzenlenmiş olup, 247/3.maddesinde, kaçak hakkında kovuşturmanın yapılabileceği hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla, kaçak hakkında herhangi bir suçtan dolayı kamu davasının açılması ve yargılama yapılması olanaklı olduğu halde, daha önce sorgusu yapılmadığı takdirde hakkında mahkumiyet kararı verilememektedir. Diğer taraftan, sanığın duruşmaya gelmesini zorlama amacıyla mallarına el konulması tedbirine başvurulabilmesi için ise, kovuşturulan suçun aynı Yasanın 248/2.maddesinde sayılan katalog suçlardan olması zorunlu görülmüştür. Esasen 247/2.maddesinde sözü edilen kaçaklık kararının alınabilmesi için de şüpheli hakkında kamu davasının açılması gerektiği anlaşılmaktadır. (Daha sonra aynı maddede kanun değişikliği yapılarak şüpheli açısından da soruşturma aşamasında kaçaklık kararı alınabileceği hükme bağlanmıştır.- Av.BD notu-) Şu halde kaçak olanlar hakkında kamu davasının açılamayacağı görüşüyle iddianamenin iadesine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. CD- Karar : 2008/286).
Katalog Suçlar Dışında Kaçaklık Kararı Verilemez
“5271 sayılı CMK’nın 248/2. maddesinde sayılı katalog suçların dışında kalan 2000 takvim yılında “sahte fatura kullanmak” suçundan yargılanması nedeniyle hakkında’kaçak’ kararı verilemeyecek olan sanığa, mahkeme tarafından aynı Yasa’nın 247/4. maddesi uyarınca yasaya aykırı şekilde müdafii olarak atanan Av. Emine’nin, hükmü bu sıfatla temyiz etme yetkisi bulunmadığından, varsa, öncelikle adı geçen avukatın sanık müdafii olduğuna ilişkin belgenin, yoksa, gıyabında verilen hükmün, sanığa tebliğ olunduğuna dair dosyada belgeye rastlanmadığından, tebligat yapılmışsa belgesinin dosyaya konulması, aksi takdirde sanığa usulünce tebligat yapılıp belgesi ile verilmesi halinde temyiz dilekçesinin eklenerek iadesi ve bu dilekçe ile ilgili olarak ek tebliğname düzenlenmesi için dosyanın mahalline gönderilmesi”ne dair Dairemizce verilen 03.12.2007 gün ve 7931/8771 sayılı ilamı gereği, mahalli mahkemece, Av. Emine’nin 5271 sayılı CMK’nın 156. maddesi gereğince sanık müdafii olarak atandığına ilişkin Balıkesir Baro Başkanlığı’nın 03.08.2005 gün ve tarihsiz yazısı dosyaya konulmuş ise de, tüm dosya kapsamından anılan Yasa maddesi uyarınca müdafi atanma koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla; öncelikle adı geçen avukatın sanık müdafii olduğuna ilişkin belgenin, yoksa, gıyabında verilen hükmün, sanığa tebliğ olunduğuna dair dosyada belgeye rastlanmadığından, tebligat yapılmışsa belgesinin dosyaya konulması, aksi takdirde sanığa usulünce tebligat yapılıp belgesi ile verilmesi halinde temyiz dilekçesinin eklenerek iadesi ve bu dilekçe ile ilgili olarak ek tebliğname düzenlenmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı`na ( TEVDİİNE ), oybirliğiyle karar verildi. (Yargıtay 11CD -K.2008/4736).
Kaçaklık Kararı Alınmadan Bozma Sonrası Hüküm Kurmak
Hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY.nın 326. maddesi uyarınca sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup, bu zorunluluk 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 307/2. maddesinde de aynı şekilde benimsenmiştir. Anılan bu yasa hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır. Bu yasa hükümleri, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanmakta olup, uyulmasında zorunluluk bulunan buyurucu kurallardandır.
Usul kuralları, adil ve etkin yargılamaya ilişkin kurallara yer verirken, davanın sujelerine bir takım haklar ve sorumluluklar yüklemekte, yargılama makamlarına da, sujelerin kural dışı davranışları veya yargılamayı akamete uğratma çabalarına karşı bir takım olanaklar tanımaktadırlar. Yargılamanın kamusallığı uyarınca, ceza yargılaması normları, yargılama makamlarını kural dışı davranışlara karşı çaresiz ve etkisiz bırakmaz.
İnceleme konusu somut olayda, Yerel Mahkemece sanık adına bir kez davetiye tebliği yeterli olmasına karşın, gereksiz olarak birden fazla davetiye çıkarılıp ve sanık tarafından bu davete uyulmamasına rağmen, sanığın hazır bulunmak zorunda olduğu bu ahvalde, 5271 sayılı CYY’nın 199. maddesinde zikredilen zorla getirme veya yakalama emri çıkartılması önlemine başvurulmaksızın, bundan da sonuç alınamaması halinde isnat edilen suçun niteliği de dikkate alınarak, 5271 sayılı CYY`nın 247 ve 248. maddelerinde düzenlenmiş bulunan kaçaklık ile ilgili hükümler uygulanmak suretiyle, sanık hakkında kaçaklık kararı verilmesi ve bu şekilde sanık hakkında hüküm verilmesi gerektiği halde, bu yasal yöntemlerden hiç birine başvurulmaksızın, aleyhe bozma kararına karşı sanığın diyecekleri saptanmadan, yokluğunda ilk hükümde direnilmesi yasaya aykırıdır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar : 2008/26)
Kaçakların yargılanması, CMK m.247-m.248 arasında özel usul hükümlerine tabi tutulmuştur. Kaçak şüpheli veya sanığa ceza davasından haberdar olması halinde tutuklama tedbirinin uygulanmaması için mahkemeden güvence belgesi talep etme imkanı verilmiştir.
Yorum Yaz
Yorum yapmanız için giriş yapmanız gerekmektedir. Lüften giriş yapınız.
Yorum Gönder